Kayseri Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı Kayseri’nin ‘Kardeş Şehir’ Yongin’de verdiği konser ile gönülleri fethetti. Kayseri’nin kardeş şehirlerinden birisi olan Güney Kore’nin Yongin Şehri’nin 13. Halk Günü Kutlamalarına katılmak için bir heyet bu şehre gitti. Kutlamalar Yongin Belediye Başkanı Junk Suk Seo’nun davetliler onuruna verdiği yemek ile başladı. Belediye Başkanı Junk Suk Seo Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’ye böyle bir ekibi Yongin’e gönderdiği için teşekkür ederek, “Küreselleşen dünyamızda Kayseri ile Yongin arasındaki işbirliğinin güçlenerek artmasını arzu ediyorum. Her iki şehir arasında bir süre önce başlayan kardeş şehir ilişkisi güçlenerek devam ediyor” dedi. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Oktay Durukan da burada yaptığı konuşmada “Kayeri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin ve Kayserililerin selamını, dostluğunu ve kardeşlik dileklerini getirdik. Güney Kore Halkı ve Türk Halkı zaten dost ve kardeş iki ülke. İnşallah Kayseri ve Yongin arasındaki işbirliği, iki ülke arasında var olan dostluğu güçlendirir” dedi. Daire Başkanı Durukan günün anısına Osmanlı motifleri ile süslenmiş bir ibriği Yongin Belediye Başkanı Seo’ya takdim etti. Festivale akşam yapılan gösterilerle devam edildi. Türkiye’den Kayseri’nin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri, Özbekistan ve Çin’den kardeş şehirlerin katıldığı festivalde en büyük ilgiyi gerek giydikleri otantik kıyafetleri, gerekse de gerçekleştirdikleri mükemmel konserle Kayseri Büyükşehir Belediyesi Mehter takımı gördü. Korelilerin “Toki ! Toki! (Türk! Türk!) tezahuratları arasında sahnedeki gösterilerini sergileyen Kayseri Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı, Kore-Türk halkı arasındaki dostluğu da perçinlemiş oldu.

hayyam11pq1.jpg

71.
Nerde yüreği tertemiz uyanık insan?
Nerde güzel düşünceler ardında koşan?
Herkes kendi kafasının kulu kölesi:
Hangi Tanrının kulu, nerde o kahraman?
72.
Kim için bu yerler gökler? Bizim için.
Biz görüş cevheriyiz akıl gözünün
Evren bir yüzük gibiyse çepeçevre
İnsan, taşında bir nakış o yüzüğün.
73.
Yüce varlık bize bir beden verince
Sevmesini öğretti her şeyden önce
Sonra şu delik deşik yüreğimize
Mana incileri sakladı binlerce.
74.
Niceleri geldi, neler istediler;
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.
75.
Vakit geldi, dünya yeşiller giyecek;
Ağaçlara Musa’nın eli değecek,
Kuru tohumlara İsa’nın nefesi;
Gözler açıp buluta çevrilecek.
      76.
Gerçek eren içinde kir tutmayandır;
Varlığını korkusuzca hiçe sayandır;
Bu topraklar üstünde en temiz kişi
Sağlığında toprak kesilmiş olandır.
77.
Ey can, sana aklı niçin vermiş veren?
Kendini bil, yolunu bul yitip gitmeden.
Baykuş gibi ne gezersin viranelikte,
Yerin akdoğan gibi sultanın emrindeyken?
78.
Onlar ki kurtulamaz ikiyüzlülükten
Canı ayırmaya kalkarlar bedenden;
Horoz gibi tepemde testere olsa
Aklımın kafasını keser atarım ben.
79.
Bir yanarım Tanrı özlemiyle Musa gibi;
Bir ölürüm murada ermeden Yahya gibi;
Yarı gökte kalırım hep bir iğne yüzünden
Hep bir başka derdin terzisiyim İsa gibi.
 80.
Dert çekme boşuna, hep gül de yaşa;
Zulüm yolunda hakkı bul da yaşa;
Sonu yokluk madem bu dünyamızın
Yok bil kendini, özgür ol da yaşa. » Read the rest of the entry..

hayyam_002.jpg

41.
Şu testi de benim gibi biriydi;
O da bir güzele vurgun, dertliydi.
Kim bilir, belki boynundaki kulp da
Bir sevgilinin bem beyaz eliydi.
42.
İnciyi isteyen dalgıç olacak;
Varı yoğu dosta verip dalacak.
Canı avucunda, nefesi göğsünde:
Ayağı baş olacak, başı ayak
43.
Girme şu alçakların hizmetine:
Konma sinek gibi pislik üstüne.
İki günde bir somun ye, ne olur!
Yüreğinin kanını iç de boyun eğme.
44.
Bir taş bulamazsın ki Doğu ovalarında
Küfretmesin bana da, benim zamanıma da
Yüz adım yürü bak, bir dertli insan görürsün:
Bunalmış, otura kalmış yolun kenarında.
45.
Güneş attı göğe sabah kemendini:
Aydınlık padişahı atına bindi.
İçin! için! diye bağırdı dört yana
Canım sabah şarabının müezzini.
46.
Bu kadeh bir bedendir, cana gebe!
Bir yasemindir, erguvana gebe!
Hayır; yanlış; ne odur şarap ne bu:
Bir sudur, bir su ki yangına gebe!
47.
Gökte bir öküz varmış, adı Pervin;
Bir öküz de altındaymış yerin.
Sen asıl iki öküz arasında
Tepişmesine bak şu eşeklerin!
48.
Ne bilginler geldi, neler buldular!
Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar.
Hangisi yarıp geçti bu karanlığı?
Birer masal söyleyip uyuya kaldılar.
49.
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka!
Bir ışık daha var, ışıklardan başka.
Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye:
Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka.
50.
Bir damla şarap ver Çin senin olsun;
Bir yudumu bütün dinlerden üstün.
Söyle, ne var dünyada şaraptan hoş?
O acıya tatlılar feda olsun. » Read the rest of the entry..

omer_hayyam.png

 11.
İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Tanrı kanar mı bunlara?
12.
Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.
13.
Felek ne cömert ne aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmıyan adama ekmek yok:
Sen gel de yuf çekme böylesi dünyaya!
14.
Bilgenin yüreğinde her dilek,
Anka kuşu gibi gizli gerek.
Damla nasıl inci olur denizde:
Sedefler içinde gizlenerek.
15.
Ovada her kızıl lalenin teni
Bir padişahın kanıyla beslendi.
Yerden biten şu mor menekşe yok mu?
Bir güzelin yanağındaki bendi.
» Read the rest of the entry..

600dpi-hayyam-sevdakarcelik-22o92oo7.jpg 

1.

Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık;
Umudumu rahmetine bağlamışım ben
2.
Büyükse de isyanım, kötülüklerim,
Yüce Tanrı’ dan umut kesmiş değilim;
Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın
Rahmete kavuşur elbet kemiklerim.
3.
Tanrım bir geçim kapısı açıver bana;
Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana;
Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni
Haberim olmasın gelen dertten başıma.
4.
Rahmetin var, günah işlemekten korkmam;
Azığım senden, yolda çaresiz kalmam;
Mahşerde lutfunla ak pak olursa yüzüm
Defterim kara yazılmış olsun, aldırmam.
5.
Derde gama yatkın yüreğime acı;
Bu tutsak cana, garip gönlüme acı;
Bağışla meyhaneye giden ayağımı,
Kızıl kadehi tutan elime acı.

6.
Akıl bu kadehi övdükçe över;
Alnından sevgiyle öptükçe öper;
Zaman Usta’ ysa bu canım nesneyi
Hem yapar hem kırıp bin parça eder.
7.
Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.
8.
Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.
9.
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;
Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;
Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.

10.
Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?

nefi.jpg 

Nef’i 
NEF’İ (Divan Edebiyatının Hiciv Ustası)
Nefi denilince akla gelen ilk şeylerden biri hicivleridir.Hiciv Divan Edebiyatı’nda yermek,eleştirmek anlamında kullanılır.Nefi’nin sadece hicivleriyle ün salmadığını ve kaside alanında da başarılı eserler verdiğini ,hatta ve hatta kaside denilince de akla gelen ilk ismin Nefi olduğunu az çok edebiyat bilgisi olan bir çok insan bilir.Nefi öyle bir yazar ki, övgü ve yergi sanatını yani kaside ve hiciv sanatını bir arada kullanarak büyük bir başarı elde etmiştir. Aslında birbirlerine zıt olan bu sanatları uygulamak her baba yiğidin harcı olmadığını düşünüyorum. Hicivlerinden dolayı ona genç yaşta “Zari” mahlası verilmiştir.”Zari” günümüz Türkçesiyle “zararlı, faydası dokunmayan” anlamları taşır.O öyle bir Hiciv sanatı işlemiş ki » Read the rest of the entry..

Yörük Türkmen Vakfı Kayseri Şubesinde bayramlaşma bayramın ikinci günü kültürevinde gerçekleşti. Birçok dernek temsilcisi ve Türk Dünyasından öğrencilerin katıldığı bayramlaşma, saat 13.00′te başladı ve bir saatten fazla sürdü. Fotoğrafta Türk dünyası öğreci temsilcileri ile Şube Başkanı Ali Aydın, Türk Ocakları Kayseri Şube Başkanı Prof.Dr.Abdülkadir Yuvalı ve Prof.Dr.Ahmet Uğur ve çeşitli derneklerin temsilcileri görülüyor.

yorturk-kayseri.jpgYörük Türkmen Vakfı Kayseri Şubesinde Bayramlaşma bayramın ikinci günü (çarşamba) saat 13.00-14.00 arası yapılacaktır.

Bayramlaşma valilik yanındaki kültür evimizde yapılacaktır.

kadir.jpg


Yörük Türkmen Vakfı Kayseri Şubesi, Erciyes Üniversitesinde okuyan Türk Dünyasına mensup 600 civarında öğrenciye iftar yemeği verdi. Sabancı Kültür Merkezi Personel Yemekhanesinde verilen İftar Yemeğine, Yörük Türkmen Vakfı Kayseri Şubesi Yönetim Kurulu Üyeleri, Erciyes Üniversitesi Yöneticileri ile Kayseri Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ali Aydın ve 600 civarında Türk Dünyasından öğrenci katıldı. Yemekte bir konuşma yapan Yörük Türkmen Vakfı Kayseri Şubaesi Başkanı Ali Aydın şunları söyledi:
“Yörük Türkmen Vakfı Kayseri şubesi Türk kültürüne hizmet etmek amacı ile kurulmuş bir vakıftır. Yörük ve Türkmenler olarak, ortak bir tanım etrafında birleşmek ve Türkiye Cumhuriyetimizin birlik ve beraberliğine verdiğimiz önem açısından kendimizi şu şekilde tarif ediyoruz. Her kim ki; Atalarımız Orta Asya’dan Anadolu’ya geldi diyorsa, bu gelişler uçak ve helikopter ile değil konargöçer halinde gelmişlerdir. İşte Oğuzların, Türklerin bu konargöçer kültürlerin ve yaşam biçimlerinin adı “Yörük”tür. Anadolu’ya gelen bu insanlar köylere, kasabalara ve şehirlere yerleşirken kendilerini; Türk benim, Türkmen’im, ben Türküm diyerek tanıtmışlardır. İşte bu sebeple diyoruz ki Yörüklük ve Türkmenlik bir alt kimlik, bir alt kültür değil, Oğuzun, Türk’ün kendisidir özüdür. Biz Türkler Orta Asya’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Balkanlara gelerek, Üç kıta’da İmparatorluklar kurmuş, Beş kıtada var olan 400 milyon üzerinde büyük bir milletiz. Bu büyüklükteki bir milletin elbet de Dünya ailesinin ve insanlık tarihinin içerisinde önemli bir yeri vardır. İşte bu varlığın kültürünün ortaya çıkarılması ve öğrenilmesi için Devletimizin ve Milletimizin elbirliği ile ortak çalışma yapması şarttır. Biz vakıf olarak bu amaçla mütevazı çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Erciyes Üniversitemizde okumakta olan yaklaşık 21 ülkeden seçilerek gelen 600 civarındaki öğrenci kardeşlerimizden şu an aramızda olanlarla bu mübarek ramazan ayının iftar akşamında beraber olmak, kaynaşmak, bütünleşmek için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Askerlerimizin kışlada askerlik yapıp şehirlerine döndükleri gibi bu Türkçe öğrenim gören kardeşlerimizin de 5-6 yıl bu kampuste okuyup bizlerle kaynaşmadan ülkelerine dönmelerine gönlümüz razı olmazdı. Bizler Yörtürk Vakfı olarak diyoruz ki; TÜRKÇE KONUŞAN HER İNSAN VAKFIMIZIN DOĞAL ÜYESİDİR. Bu kardeşlerimiz de artık bizim üyelerimizdir. Türklerin en güzel varlığı, kültürü TÜRKÇE ’dir. Dünyanın neresinde Türkçe konuşuluyorsa biz orada varız demektir. Yörtürk Vakfımız ile Türk Dünyası Akraba Topluluğu Kulübü (TÜDAK) öğrencileriyle birlikte iki yıldır sürdürdüğümüz kaynaşma ve bütünleşme aylık söyleşi toplantılarımıza devam edeceğiz. İsteyenler bu toplantılarımıza katılabilirler.
Bir ulusun temeli kültürdür diyen, Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ümüz diyor ki;
Arkadaşlar!
Gidip Toros dağlarına bakınız. Eğer orada bir tek YÖRÜK çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.”