ZAMANTI ve SAMAĞAR KÖYÜ
S.Burhanettin AKBAŞ*
Zamantı… Adını ilk Anadolu uygarlıkları döneminden alan bir ırmak… Samandos demişler, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinin Viranşehir köyünden doğan bu ırmağa… Lakin Uygarlıkların beşiği Anadolu, birçok kavimleri de misafir etmiş bu
topraklarda. Nihayet son misafirler gelmiş akın akın … Bunlar, son yurt olarak kabul etmişler Anadolu’yu. Yüzyıllar boyu Anadolu onlara kucak açmış. Samandos adını Samandu, Zamandu ve nihayet Zamantı yapmış Türkler. II. Kılıç Arslan bu durumdan istifade ederek Kayseri ve Zamantı havalisini Selçuklu topraklarına katarken (1165) ilelebet yörenin Türk yurdu olacağının haberini de vermiş müjdesini de vermiş sanki.
Zamantı… Eski Anadolu dillerine dayanan bu sözcüğün anlamı “kutlu ana tanrıçanın halkı” demekmiş. Zamantı… İlk çağ kapadokyasında önemli akarsulardan biri. Büyük bölümü doğduğu Kayseri ili topraklarında yer alan bir ırmak. Kayseri’nin Pınarbaşı, Tomarza, Develi ve Yahyalı ilçelerinden geçerek Seyhan nehrine dökülüyor. Seyhan nehrinin en uzun ve en önemli kaynağını oluşturan Zamantı suyu, Uzunyayla’dan Seyhan nehrine kadar 308 km. mesafe katediyor.
DÜNYANIN EN BÜYÜK FUARI BURADA KURULUYORDU
“Orta zamanlarının en meşhur pazarlarından olan Yabanlu Pazarı burada idi. Yabanlu Pazarı Selçuklular devrinde her yıl Anadolu’da kurulan, kelimenin şimdiki geniş manası ile, milletlerarası büyük bir fuarın adıdır. Öyle ki Yabanlu Pazarı’nın mahiyeti dolayısıyla XIII.yüzyılda sadece İslam aleminin değil, dünyanın en büyük milletlerarası fuarı olduğu ilmi bakımdan tereddütsüzce ifade edilebilir.”
13.yy’da Bir Uluslararası Fuar:Yabanlu Pazarı
Yabanlu Pazarı üzerinde en tafsilatlı bilgi veren biricik müellif, Zekeriya b.Muhammed el-Kazvini’dir. (Ölümü: Irak’da 1283 yılında).
Zekeriya el-Kazvini “Âsarü’l-Bilâd ve Ahbârü’l-‘İbâd” adlı tanınmış eserinde Yabanlu Pazarı hakkında aynen şunları yazıyor:
“Anadolu’da (bi-r Rum) her yıl baharın başında kırk gün süren bir pazar kurulur. Bu pazara Yabanlu (Metin:Beyelu) denilir. Bu pazara uzak yerlerden, doğu, batı, güney ve kuzeyden insanlar gelir. Tacirler bu pazara katılmak için pek büyük bir gayret sarfederler. Doğu tacirlerinin emtiasını Batılı tacirler alırlar. Batılılarınkini de Doğulu tacirler alırlar. Kuzeyden gelenlerin mallarını Güneyli tüccar ve Güneylilerinkini de Kuzeyliler satın alırlar. Bu pazarda Türk ve Rum köleleri (el-memâlik) ve karavaşları (el-cevâri=cariyeler) bulunur. Güzel atlar ve katırlar da satılır. Yine orada atlas ve sakallat kumaşlarından yapılmış elbiseler, kunduz, denizköpeği kürkleri ve Burtâs kürkleri de satılıp alınır. Yabanlu’da kusurlu malların kusurları hayret verici bir şekilde gizlenerek satışa arzedilir. Bu pazarın geleneklerinden biri de şudur: satın alınan bir mal asla geri verilemez. Anlatıldığına göre tâcirlerden biri yüksek bir fiyatla yakışıklı bir memlûk (delikanlı ve çocuk yaşta köle) satın almış. Tâcir, satıcı uzaklaştıktan sonra kölenin güzel bir kız olduğunu görmüş.”
Yabanlu Pazarı hakkında bize bilgi veren Zekeriya el-Kazvini’nin anlattığına göre, “bu büyük pazarın faaliyeti Moğol hâkimiyeti devrinde, XIII.yüzyılın sonlarında veya XIV.yüzyılın ilk çeyreğinde sona ermiştir.”
Yabanlu Pazarı’nın yerini tam olarak tesbit etmek çok zor. Ancak Faruk Sümer, bu büyük pazarın büyük bir ihtimalle; Pınarbaşı kazası dahilinde olduğunu (Pazarören) söylemektedir.
Zamantı Kalesi…
Pınarbaşı’nın Pazarören beldesine bağlı Melikgazi köyünün
yakınlarında bulunan ve bir zamanlar tarihi ipekyolunu kontrol altında tutmuş olan önemli bir kale. Kuş Kalesi de deniyor. Kalenin eteklerinde Melikgazi
köyünün üst kısmında Danişmentli Meliki Emir Gazi’nin türbesi var. Anadolu’nun fethinde büyük görevler üstlenen bu yiğit Türk Beyi, Malatya’da şehit oluyor ama
bu topraklara getirilip gömülüyor. Türbesi burada, naaşı mumlayanmış olarak duruyor. Belli ki bu topraklar onun için çok önemliydi. Zamantı Kalesi’nin fethi sırasında Danişmendli ailesinden birçok insan burada şehadet şerbetini içmiş.
Danişment Gazi’nin oğlu Emir Gazi, bu topraklara tutkun. İçerisinde kendi canından, kendi kanından emanetleri var. Ebedi istiraatgahı olarak burayı seçmesi gayet iyi biliniyor. Halk onu “Melik Gazi” adıyla biliyor.
Zamantı Ovası…
Kayseri’nin Bünyan ilçesinde Akmescit ve Ekinciler beldeleri
arasındaki verimli bir ova. Diğer bir adı daha var: Uzunok Döleği.
Zamantı köyleri… Bünyan ilçesinin Ağcalı, Girveli, Karadayı (ünlü Karatay Hanı bu köydedir-13.yüzyıl), Köprübaşı, Samağır, Yünören köyleri ile Elbaşı ve Akmescit beldelerinin bulunduğu geniş bir alanda yer alan köylere “Zamantı köyleri” deniyor.
YÖREDEKİ İKİ KERVANSARAY BÖLGENİN ÖNEMLİ BİR TİCARET MERKEZİ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR
Tarihi İpek yolunun buradan geçtiğini düşünecek olursak ayakta kalan bu iki kervansaray dışında birçok hanın da bölgede olduğunu ve yörenin önemli ekonomik faaliyetlere sahne olduğu anlaşılır.
Sultanhanı Kervansarayı
Kayseri-Sivas karayolunun 50. km.sinde bulunmakta. Selçuklu Sultanı 1. Alaaddin Keykubat zamanında (1232-1236) yapılan bu muazzam binanın kitabesi yoktur. Kervansaray kapı süslemesi ve iç mimarisi ile ön plana çıkmıştır.
Karatay Kervansarayı
Bünyan İlçesi, Karadayı köyünde bulunan Kervansaray 1255 yılında Selçuklu vezirlerinden Celaleddin Karatay yaptırmıştır. Türbe ve sütunlarındaki kabartmalar Selçuklu taş işlemeciliğinin güzel örneklerindendir.
OSMANLI ZAMANI ZAMANTI NAHİYESİ VARDI
Osmanlı Devleti’nin Karaman eyaletini oluşturan 7 sancak merkezinden biri olan Kayseri, 1856-1857 yıllarında Karaman eyaletinden ayrılarak Bozok eyaletine bağlanmıştır. Bu dönemde Kayseri altı nahiyeden (Sarıoğlan, Develü, Karahisar-ı Develü, İncesima Kozanlı, Zamantı ve Kustere) oluşmakta idi.
Bir zamanlar yeşilin bin bir tonu ile süslü olan bu topraklar, yüzyılların yeşillikleri alıp götürmesiyle kurumuş, koskoca bir bozkıra
dönmüş. O günden bu yana Anadolu insanı acılara, yokluklara alışmış. Kimi zaman yılgın topraklar vazgeçmiş insanoğlundan, kimi zaman ise bitmek tükenmek bilmeyen savaşlar, mücadeleler yıldırmış insanları. Kim
dayanamamış bu toprakların intikamına. Göç etmişler katar katar başka diyarlara. Köyler viran olmuş, ıssız kalmış. Biri ümitsizliğe düşüp ayrılırken, bir başkasına yurt olmuş, umut kapısı olmuş bu topraklar.
SAMAĞAR KÖYÜ
Samağar köyü, Zamantı köylerinden biri… Bünyan ilçesinin Elbaşı bucağına bağlı. Bünyan’a 30 km. , il merkezi olan Kayseri’ye ise 70 km. mesafede.
Köy, düz bir araziye kurulmuş sayılabilir. Köyün orta yerinde küçük bir tepe var. Bu tepede halkın Abdurrahman Gazi adı ile tanıdığı bir zatın türbesi bulunuyor. Bu tepeye çıkınca Samağır köyünün her tarafını seyredebiliyorsunuz.
Köyün asıl seyrangahı ise Kavağan dağı. Samağar köyünün hemen yakınlarında birkaç evin köyün doğu istikametinde ayrı bir küme oluşturduğunu görüyoruz.
Sebebini sorduğumuzda, aldığımız cevap “Burası eski Samağır” oluyor. Türbe, oval bir kubbe taşıyor.
Bu tepeye oturup Samağır’ı seyrederken eski uygarlıklardan kalan bir kısım ören yerleri ile ilgili heyecanlı hikayeler dinliyoruz. Belli ki birçok millet bu
topraklardan gelip geçmiş, bir kısmının kalıntıları bunun delili olarak
insanların ilgisini çekiyor.
Köyün mezarlığına götürüyorlar bizi. Tepeden inince köyün içinde bir mezarlık bu. Tarihi mezartaşlarının üzerinde birçok resim yer alıyor: koyunlar, kılıçlar, kamalar, hamaylı, ibrik, tabanca ve tüfek resimleri. Köyün 1970 yılında nüfusu 1028 iken 1990 sayımında 846’ya düşmüş. Anadolu’nun diğer köyleri gibi Samağar köyü de göç veriyor.
İşte Anadolu’nun ortasında bir köy… Samağar köyü… Türk kültürünün güzellikleri ile karşılaşacağınız bir yer burası. Ayran içirmeden, bazlama yedirmeden yol vermeyen sıcakkanlı insanlar.
SAMAĞAR KÖYÜNÜN ADI
Samağar köyünün adı, 13. yüzyılda Anadolu’yu idare eden ilhanlı valilerinden Samağır Noyan’ın adından geliyor. Tarih kitapları Samağar Noyan hakkında şu bilgileri veriyor: M.1243 yılında Kösedağ savaşında Anadolu Selçuklu Devleti,
Moğol Ordusununa adeta savaşmadan yenilir. Çünkü Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev gibi basiretsiz bir hükümdar koskoca Selçuklu ordusunu, sadece öncü kuvvetleri dağıldı diye savaş meydanında yalnız bırakmış, yanına bir kısım
mücevherleri alarak Tokat’a kaçmıştı. Selçuklu ordusunun sultanın kaçtığından haberi yoktu. Ancak bir gün sonra bu haberi almışlar ve şaşkına uğrayarak bozulmuşlardır. Baycu Noyan komutasındaki Moğol Ordusu, Selçuklu Ordusunun
dağıldığına inanmamış, bunu pusu amacıyla yapılmış bir ricat hareketi zannıyla
iki gün beklemiş ve Selçuklu ordugahına ancak iki gün sonra girebilmişlerdir. Moğol ordusu karşısında ciddi bir kuvvet kalmayınca Sivas ve Kayseri şehirlerini
adeta taş üzerinde taş bırakmayacak şekilde yakıp yıkmışlar ve binlerce insanı katletmişlerdir. Anadolu’da Moğol hakimiyetinin başladığı bu döneme İlhanlı dönemi de denilmektedir.
Bu dönemde Anadolu, Moğollar adına görev yapan valiler eliyle yönetilmiştir. Moğollar Anadolu’yu yönetmek üzere genellikle Türk kökenli valileri görevlendirmişlerdir.
Samağar Noyan, 1265-1277 yıllarında Abaka Han tarafından İlhanlı komutanı sıfatı ile Anadolu’ya gönderilen bir emirdir. Samağar Noyan, 13. yüzyılda İlhanlılar adına Kayseri merkez olmak üzere Anadolu’yu yönetmiştir.
Prof. Zeki Velidi Togan, Samağar Noyan’ın Kara Tatar kabilesinin tümen beyi olduğunu ifade ederek O’nun moğol kökenli olduğunu belirtirken, Prof.Dr.Ahmet
Temir, Samağır Noyan’ın Türkistanlı cesur bir Türk olduğunu belirtiyor ve Samağır isimli bir Tunguz obası bulunduğunu, ayrıca Türkistan’da Hocend ile Ahsikat arasında (Hocend-Nemengan yolu üzerinde) bugün bile adını muhafaza eden
Samağır isimli bir köy bulunduğunu ifade ediyor.
Samağar Noyan, valiliği sırasında Anadolu’yu adaletle yönetmiştir. lll.
Gıyaseddin Keyhüsrev’in vezirleri Fahreddin Ali ve Muineddin Pervane’nin memleketi tam salahiyetle yönetmelerini sağlamış, onlara yardımcı olmuştur. Samağar Noyan hakkında Aksarayi: “Adil emir ve kamil yarguçı idi.” diyerek onun
halka adaletle davrandığından bahsediyor ve halktan gasp edilen malların halka iade edilmesini sağladığı için halkın muhabbetini kazandığından bahsediyor.
Samağar Noyan, 1265-1277 yılları arasında Müslüman olan bir noyandır. Mevlana’nın oğlu Sultan Veled, her beyitin sonu “Beğimiz bizi unutma” nakaratlı bir kaside yazmış ve Samağar Noyan’a ithaf etmiştir. Sultan Veled, Samağar
Noyan’ı akıl ve adalette örneği pek nadir görülen bir insan, ezelden seçilmiş bir hükümdar olarak vasıflandırıyor ve “Samağar Ağa” diye isimlendiriyor.
1277 yılında Anadolu’ya gelen Kölemen (Memlük) Sultanı Baybars, Anadolu’dan Moğolları atmak ve Selçuklu Türklerine yardım etmek istemiştir. Lakin Selçukluların kararsız davranışları onu sinirlendirmiş ve Anadolu’yu terketmiştir. Bu sırada Anadolu valisi olan Samağar Noyan’ın Baybars’ın gelişi ile birlikte maiyetindekilerle birlikte bugün Samağır köyünün bulunduğu alana geldikleri ve buraya yerleştikleri zannediliyor. Böylece köyün Samağır adıyla ilk kuruşu M.1277 tarihine götürülmektedir. Samağar Noyan’ın hanımının adı Kutlak’tır. Nuhiy veya Numey adında bir kızı,
Arap ve İcil adında iki oğlunun bulunduğu bilinmektedir. Prof.Ahmet Temir ise, İcil’i torunu olarak göstermektedir.
Oğlu Arap Noyan’ın Baybars’ın Anadolu’yu terketmesinden sonra Sivas vilayetinin sahibi gibi iş gördüğü söylenmektedir. Eflaki, Arap Noyan için “Samağar Noyan’ın oğlu Arap, Sivas şehrinin hakimi ve Çelebi’nin samimi müridi idi.” diyerek Arap Noyan’ın Arif Çelebi’nin müridi olduğunu ve Mevlevi tarikatına mensup olduğunu anlatıyor.
Prof.Faruk Sümer, Samağar köyü hakkında şunları söylüyor: “Moğol umumi valilerinden Samağar Noyan’ın yazları burada oturduğu anlaşılıyor. Çünkü, Pazarören’in 10 km. batısındaki Samağar köyü, muhtemelen onun adını taşıdığı
gibi, köyün güneyindeki dağ da aynı ad ile anılır. Hatta bu son husus dirayetli ve aynı zamanda âdil bir emir olan Samağar Noyan’ın bu dağda gömülmüş olduğunu gösterebilir.” demektedir.
Prof. Ahmet Temir ise, Kayseri’de Samağar isimli bir köyün bulunmasını, hatta Samağar adı taşıyan insanların olmasını Samağar Noyan’dan kalan hatıralar olarak değerlendiriyor.
Prof.Dr. Harun Güngör ise, Kayseri’de kutsal mekanlar üzerine yürüttüğü çalışmasında, Samağar köyünde halkın “Abdurrahman Gazi Türbesi” dediği türbeye “Samağır Sultan Türbesi (Kümbeti)” adını veriyor. Böylece Samağar Noyan’ın bu
türbede yattığı şeklindeki görüş daha da ağırlık kazanmış oluyor.
Eraslan Dede’ye (Abdurrahman Eraslan) ve Eğitmen’e “Bu türbede yatan kimdir?”
diye sorduğumuzda ise, cevap olarak “Battal Gazi’nin ileri gelen adamlarından
Abdurrahman Gazi’dir.” veya “Melik Gazi’nin ileri gelen adamlarından Abdurrahman
Gazi’dir.” şeklinde cevaplar aldık. Anlaşılıyor ki köyde Battal Gazi ile ilgili
anlatılanlarla Melik Gazi ile ilgili anlatılanlar iyice birbirine karışmış.
Bununla birlikte Samağar Noyan’ın 1265-1277 yılları arasında Müslüman olduğu
düşünülürse, Müslüman olduktan sonra “Abdurrahman” adını alması pekala
mümkündür. Ancak Samağar Noyan’ın varlığından kimsenin haberi yok. Bunun sebebi
de gayet açıktır. Daha sonra geniş yer vereceğim açıklamalardan da anlaşılacağı
üzere Samağır Noyan ile bugün Samağar köyünde oturanlar arasında herhangi bir
ilgi mevcut değildir.
Yrd.Doç.Dr.Kemal Göde’nin Samağar Noyan ile ilgili olarak naklettiği bir efsane
daha vardır: “Hükümet tarafından, Adana’daki aşiretleri yaylaya çıkarmamak ve
yayladakileri de Adana’ya indirmemekle vazifelendirilen Mecit Paşa ile,
Avşarların yeğeni Kozanoğlu cenk ederler. Bu mücadele esnasında başı sıkışan
Kozanoğlu’na, Kayseri’den üç kardeş yardıma gelirler ve onu bu zor durumdan
kurtarırlar. Bu üç kardeşten en büyüğü Melik Gazi, yeşiller giymiş en önde;
ortanca kardeş Karadayı, karalar giymiş ortada; küçük kardeş Samağar Dede ise,
aklar giymiş en arkada olmak üzere Kozanoğlu’na yardım etmişler ve Mecit
Paşa’nın çekilmesini sağlamışlardır.”
Tabiidir ki bu bir efsanedir ve ona göre değerlendirmek gerekecektir. Yoksa
Kozanoğlu 19. yüzyılda yaşamıştır. Melik Emir Gazi 1105 yılında tahta geçmiş ve
1134 yılında vefat etmiştir. (12. yüzyıl) Karadayı olarak bahsedilen Celaleddin
Karatay, 13. yüzyılda yaşamıştır ve nihayet Samağar Noyan ise 13. yüzyılda hüküm
sürmüştür. Kozanoğlu ile aralarında uçurum denecek kadar fazla bir zaman dilimi
var.
Bu efsanenin bizim açımızdan dikkate değer tarafları şunlardır:
1. Efsanede Avşar Türkmenleri, başı sıkışan Kozanoğlu’na yardım etmeleri
için bölgede bulunan bu üç insandan manevi yardım beklemektedirler.
2. Samağar adı bu efsanede köy adı olarak değil de kişi adı olarak geçiyor,
Samağar adının kişi adı olduğu kabul ediliyor ve tarihi bir şahsiyet olan
İlhanlı valisi Samağar Noyan’ın adının yöre insanları tarafından bilindiğini
gösteriyor.
*****
Bu efsanelerle bağlantılı olarak köylülerin Çevlik dedikleri yerde ve Çamlama
(Çamlık) denilen mevkide gayrimüslim yerleşimlerinin olduğu ve bu efsanelere
bağlı fetihler sırasında buralardaki ahalinin bir kısmının kırıldığı
(öldürüldüğü) , bir kısmının ise burayı terk etmiş oldukları anlatılmaktadır.
ESKİ SAMAĞIR KÖYÜ AHALİSİNE NE OLDU?
Köye 1700’lü yıllarda ilk yerleşimi gerçekleştiren Cevlanlar (Ceylanlar)
kabilesinin ileri gelenleri, atalarının bu topraklara geldiklerinde önce Ekrek
(Köprübaşı) köyüne geldiklerini, oradaki gayrimüslimlerle anlaşamayınca viran
haldeki Samağır köyüne yerleştiklerini anlatıyorlar. Cevlanlar, Konya tarafından
gelmişler ve o zamanlar Konya börkü giydikleri için Konyabörk olarak
adlandırılıyorlarmış.
16. yüzyıl Maraş tahrir defterlerinde bu bilgilerin doğru olduğunu gösteren
kayıtlara rastlanmaktadır. Prof.Dr. Faruk Sümer de 16. yüzyılda Samağar köyünde
vergiye tabi iki bekarın yaşadığını açıklıyor. (Başbakanlık Arşiv Umum
Müdürlüğü, nr.216, s.92) Yine Faruk Sümer’in belirttiğine göre Samağar köyünün
kuzeyindeki dağların arkasındaki Çömürşek Özü yöresinde Samağır Viranı adlı bir
köy daha vardı. (16. yüzyıl)
Aslında daha önce belirttiğim gibi Samağır adı Türkistan’da Hocent-Nemengan yolu
üzerinde bir köy adı olarak hala yaşayan bir isimdi. Bununla birlikte Çoruh
Havzasında ve Artvin’de Samağır adını taşıyan köyler bugün de mevcuttur:
Samağır (köy): Ardanuç-Artvin
Samağır (Köy): Ardahan
Samağar Kalesi: Tortum
Demek ki bu isimlerden hareketle Samağar Noyan’ın hareket alanı içerisinde
bulunan yerlerde bir kısım kabile mensuplarını bıraktıklarını söyleyebiliriz.
Ancak yukarıdaki kayıtlarda 16. yüzyılda Kayseri’de iki ayrı Samağar köyü
gözükmekle beraber birisi tamamen viran haldedir, diğerinde ise vergiye tabi iki
bekar yaşamaktadır. Öyleyse şu soru akla gelebilir: Samağır köyü ahalisine ne
oldu? Önce rivayetler:
Köyden bir kısım insanlar Kayseri’nin Sivas’a bağlı olduğu yıllarda Sivas’a
gittiklerinde eskiden Samağır’da oturduklarını ve Eski Samağırlı olduklarını
söyleyen insanlarla karşılaşmışlar ve bu anlatı bugünkü nesillere ulaşmıştır. Bu
rivayet tarihi kaynaklarla delillenmemekle beraber, daha önce Mevlevi
kaynaklarında Samağar Noyan’ın oğlu Arap Noyan’ın Sivas’ta oturduğunu ve Sivas
valisi gibi iş gördüğünü belirtmiştim. Arap Noyan’ın Sivas’ta bulunmasından da
hareket edilerek halkın anlattığı bu rivayetin Arap Noyan’ın kendi kabilesi ile
Samağır köyünden Sivas’a göçebileceği ihtimalini de akla getirir.
BUGÜN SAMAĞIR KÖYÜNDE KİMLER OTURUYOR?
Bugün Samağır köyünde sekiz ayrı Türkmen sülalesi oturuyor. Köyün ilk sakinleri
1700’lü yıllarda Konya’dan gelen Cevlanlar (Ceylanlar) sülalesi. İlk olarak
Ekrek (Köprübaşı) köyüne yerleşmişler, oradaki gayrimüslimlerle anlaşamamışlar
ve viran haldeki Samağır köyüne yerleşmişlerdir.
Ceylan Sülalesi bugün şu soyadlarını taşımaktadır: Ceylan, Demirtaş, Karakaş,
Altıntaş, Özer, Ünsal, Erbastı, Ulutürk.
Mamu Uşağı (Mahmut Uşağı) kabilesi ise, 17. yüzyılda Bozulus Türkmenleri
arasında adı geçen önemli bir topluluktur. 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar
Malatya-Maraş-Kayseri ve Yozgat illeri arasında hareket halinde oldukları
görülmektedir. Bu büyük topluluğun büyük bölümünün Yozgat iline yerleştirildiği
ve iskanlarının sağlandığı biliniyor. Parçalanan diğer küçük toplulukların ise
Kayseri, Malatya ve Kahramanmaraş arasında değişik köylere iskan edildikleri
tahmin ediliyor. Bugün Samağar köyünde Mamu Uşağı Türkmenlerinin yerleşimine
rastlanması bu durumu daha gerçekçi kılıyor.
Bu aileye mensup Eraslan Dede, Mahmut Uşağı kabilesinin Şam’dan Urfa yöresine,
oradan da Kahramanmaraş üzerinden Kayseri’ye geldiklerini ifade etti. Bu hat
Bozulus Türkmenlerinin hareket alanıyla birebir aynıdır. Eraslan ailesinin
öyküsü daha sonraki bölümlerde geniş bir şekilde ifade edilecektir.
Mamu Uşağı (Mahmut Uşağı) kabilesinin aldığı soyadları şunlardır: Eraslan, Aslaner, İlhan, Çetin, Tanrıkulu, Erhan, Ertürk, Ergelen, Bayazıt, Özbek, Erbaşı, Coşkun, Erdoğan, Karaman. Emirağalar kabilesi de Mamu Uşağı Türkmenleri gibi Dulkadirli topluluğunun içinde yer alan bir kabile iken Maraş’tan gelip Samağar’a yerleşmişlerdir. Köye yerleşen ikinci ailedir. Bugün aldıkları soyadları şunlardır: Ulusoy, Erdemir, Ekinci,Özdemir, Aydemir, Harmanbaşı, Bahçebaşı, Uluhan. Türkler kabilesi Öztürk, Polat Kabilesi Polat ve Özpolat, Karamehmetler kabilesi
Karataş ve Karakaya, Topalhasanlar kabilesi Balcı ve Topal, Camızcılar kabilesi ise Gürkan, Mandacı ve Yalnız soyadlarını almışlardır.
* Erciyes Tv Program Yapımcısı,
Yorum Yazın